Çok eskimiş li zamanlardı. Uykuluydum.
Elim yastığın altında.
Avucumda terlemiş, kırışmış bir zaman zarfı.
Gözlerimi tavana dikip kendimi hissediyordum, daha çok suçlu.
Nefes alış verişlerimi sayıyordum..
sonra hepsini toplayıp ciğerime hayattan çıkarıyor,
kalanları içimin kiriyle karıştırıp yastığa akıtıyordum.
Topraktan gelmişti yalanlarım,
yatağım yorganım çamur ve yastığın yanağımda izi kalmış!
Ruhumun dibinde bir delik, toprağa gitmiş gözyaşlarım.
Bazen canımı aralayıp camları kapattığımı hatırlıyorum. [ … ]
Hiç uyanmamacasına yumuyordum gözlerimi.
Sanki hiçbir keresinde güneş doğmayacak gibi.
Ama hep doğuyordu, üstelik suni sancılarla, bir gece bir sabahı doğuruyordu.
Her gece tam da alışınca gözlerim karanlığa o geliyordu.
Adı neydi bilmiyorum!
Daha öncede gelmiş, bir geçmiş zamandı. Adı neydi bilmiyorum…
beklide söylemişti.. kim bilir tanıyorum belki!!
Geldi her geldiğinde en az bir kere gitti.
Ama söylemedi, adını bilmiyorum?
Bazen dilimin ucunda sanıyorum, uzanıyorum, duyamıyorum.
Avazım çıktığı kadar susuyorum adını, bilmiyorum!
Bir gün henüz uyumamıştım, yanıma geldi..
karanlıktı o muydu bilmiyorum
nefesini duydum, elini tuttum. Sözümü yumdum! […]
“ucuz gözyaşlarımı biriktiriyorum kumbaramda.
Damlaya, damlaya hüzün oluyorlar…
bir gün bozdurup harcarım diye ‘bütün hayaller’ kuruyorum
ve sen’li ben’li, laubali cümleler!
Bazen kızıyorum. Biliyorum bir şey demezsin, ayıp ediyorum kendime!
Bazen yarışıyorum senle.
bezen sen olmaya çalışıyorum.
Bazen korkularımı, bazen daha çok sevildiğini kabulleniyorum
ve bunu kabullenebileceğimi de.
Nasıl bu kadar sevildin bilmiyorum.
Ne zaman, nasıl, neresinden girdiğini hayatıma! Onun hayatına.
Ona benim gibi dokunma hakkını sana veren gücü?
Gözlerinden akıttığın benim yaşım, yaşadıklarım.
Aynada gördüğün yüz benim!
Sen! Kafamdaki bölücü örgütün şehre inme çabası!
Bir gün sıkılırda bu bencillikten, bu kötü, bu yalancı, bu tıpa tıp sen!
Ve buna benzeyen her şeyden…aynalarımdan çıkarsın kim bilir.
Adın ne bilmiyorum, bekliyorum.” […]
O gün henüz uyanmıştım.. avucumda terlemiş bir zaman zarfı bırakıp, bakarsam gidemem diyerek belki, sırtı dönük yürüyordu! arkasından bağırmak istedim, susabildim. Adı neydi?
Bilmiyorum, sormadım. Söylemedi, adı neydi? Bilmiyorum.. adı? Neydi… bilmiyorum… bilmiyorum…… Şimdi, yani sen bunları yazarken. Ben kumbaramdaki birikmişimle yeni cümleler kırmaya gidiyorum.. okuduğumu anlaman dileğiyle..
sen..
30 Aralık 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder